3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

Sosyal yaşamda, iş yaşamında kendilerine çok zor yer bulan ve çeşitli güçlüklerle karşılaşan engellilerin farkına varmamız, onlarla birlikte yaşadığımızı unutmamamız gerek.

Sadece 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde hatırlayarak, sosyal medyadan birkaç paylaşım yaparak değil; yaşamın her alanında onların sorunlarına çözüm üretebilmek için uğraşmalı ve hayatın kenarında bırakmamalıyız.

 

Toplumun engellilere karşı geliştirdiği iki farklı tutum var. Bunlar; acımak ve dışlamak…

Acıma duygusu, iyi niyetten kaynaklanıyor. Örneğin; toplu ulaşım araçlarında engellilere yer veriliyor. Karşıdan karşıya geçerken yardım ediliyor ya da bir miktar para veriliyor. Çoğu zaman da içimizden ‘Allah yardım etsin’ diye geçiriyoruz.

Diğer bir tutum ise, dışlamak. Bazı insanlar, engelli gördüğünde oradan uzaklaşıyor. Anne babalar çocuklarına, “Sakın o çocuğa yaklaşma” diyor. Bu gibi durumlar ve dışlama; engellinin öz güven kaybı, içe kapanma, mutsuzluk ve utanma gibi duygular yaşamasına neden oluyor.

Acınmak ve dışlanmak, bireyde ruhsal açıdan sorunlar oluşturabilir.

Türkiye’de;

– Engelli asansörleri, engelli olmayanlar tarafından kullanıldığı için engelli bireyler bu asansörlere binmekte zorlanıyor.

– Engelli araç park yerlerine, engelli olmayanlar tarafından araç park edilebiliyor.

– Engelliler için yapılan yollara özen gösterilmediği için, kolaylıktan ziyade zorluklar oluşabiliyor.

– Kaldırımlarda engelli rampalarının önlerine araç çekildiği için, engelli bireyler kaldırımdan inerken zorlanabiliyor.

Bunlar sadece ilk aşamada akla gelen sorunlar…

Engelli olmak tercih değil, bir sonuç. Doğuştan olabileceği gibi sonradan kaza, hastalık vb. durumlarla da oluşabilir. Bu nedenle hepimizin birer engelli adayı olduğunu unutmamamız gerekiyor.