SINIRLAR ÇOCUKLAR İÇİN NEDEN ÖNEMLİDİR?

Çocuklar dünyayı anlama isteğine ihtiyaç duyarlar, kendilerinden ne beklendiği görmek isterler. İnsanların gözünde durdukları yeri, ne kadar ileri gidebileceklerini kontrolün kimde olduğunu, fazla ileri gittiklerinde neler olacağı bilmek ve aslında çevresi tarafından uygun olanın ne olduğu görmeyi amaçlarlar. Sınırlar çocukların öğrenme ve keşfetme sürecinde önemli rol oynar ancak gönderilen mesajlar net değilse ebeveynin aşılamaya çalıştığı şeyler işlemez duruma gelebilir.

Yeni bir şehre taşındığınızı ve oraya alışmak için can attığınız düşünün. Gündelik hayata yeni yaşadığınız yerde hızlı adım atabilmek için belki komşularınızı davet eder, belki onlara gidersiniz. Fakat her seferinde size tuhaf tuhaf baktıklarını düşünün, rahatız olmuş gibi gözüktüklerinde kendi kendinize ne yaptım ki ben dersiniz. Her zaman yaptığınız şeyleri yapmış olmanıza rağmen reddedilmektesinizdir. Tedirgin olup sizden ne beklendiğini anlayamazsınız. Çocuk da çevrede olup bitenleri ve bunların nasıl olduğu hakkında bilgi toplamak ister. Yaptığı davranışa karşılık sizden net olmayan davranış örüntüleri aldıklarında ise tıpkı örnekte olduğu gibi kafaları karışacaktır. Ya da topladıkları bilgiler ebeveynin iletmek istediği mesajdan farklı çıkabilir. Çocukların davranışları onlara söylenenlerle değil, yaşadıklarıyla şekillenir, temelde sizin cümlelerinize değil davranış şeklinize bakarak taklit yoluyla davranış kalıplarını oturturlar. Altı yaşındaki bir çocuk ebeveynlerini sürekli meşgul edip sözlerini kesmektedir. Anne-baba tüm ilgisini ona çevirmektedir, bu durumdan memnun değillerdir ve geçici bir durum olduğunu düşünmektedirler. Aile ne beklediğinin bilincindedir fakat çocuk onların aklını okuyamaz. Sadece yaşadıklarıyla bir sonuca varır ve ebeveynlerden ‘söz kesmenin normal bir şey’ olduğu mesajını alır.

Çocuklar yetişkinlerle ilişkilerinde ne kadar güç ve kontrol sahibi olduklarını görmek isterler. Bu araştırmaların çoğu ilk etapta evde yapılır ve evde öğrenilenler dış dünyadaki standartları oluşturacaktır. Anne çocuğa kahvaltıda ne istediğini sorar. Çocuk patatesli omlet yemek istediğini söyler. Anne o isteğini şuan yapamayacağını belirtir ve başka bir şey istemesini söyler, çocuk ısrarcıdır, annesinin başka bir şey yapmak istiyor oluşunu birkaç kez öfkeyle reddeder ve anne istemese de çocuğun dediğini yapmaya başlar. Burada çocuk kim, anne kim ve kimin gücü daha fazla? Sınır koyarken çocuklara net bir şekilde seçenek sunmak hareket alanını sizin belirleyeceğiniz şekilde daraltacaktır. Çocukların ebeveynlerinden daha güç ve kontrol sahibi olduklarını hissetmeleri onlar için rahatsızlık verici bir durumdur. Kararlı olup kesin ve net sınırlar koymak onlara güven verir. ‘Ben senin annenim/babanım. Güçlüyüm, becerikliyim, bana güvenebilirsin, sana doğru yolu gösteririm’ mesajını almalarını sağlar.

Çocuklar büyüdükçe özgürlük, ayrıcalık ve sorumluluk yüklenmeye hazır hale gelirler. Çevrelerini keşfetme, becerilerini geliştirme ve yeni yetenekler kazanma ihtiyacı hissederler. Daha fazla özgürlük ve sorumluluk almaya hazır oldukları görüldükçe sınırlar yeniden yapılandırılmalıdır. Bu sınırlar keşiflerine yön verecek kadar kesin, gelişim ve değişime izin verecek kadar esnek olmalıdır. On dört yaşındaki bir öğrenci, okul tarafından verilen tüm ödev ve sorumluluklarını yerine getirdiği halde yine de tablet, telefon vs. kullanamayıp dördüncü sınıf öğrencisi gibi saat dokuzda uyuduğunu, giysilerini bile ailesinin seçtiğini düşünün. Bunun sonucunda kendi kendine öğrenme fırsatı ve sorumluluk alması engellenmiş olacaktır. Aşırı kontrol çocukta isyana yol açabilir, denemek ve keşfetmek için çok az özgürlük alanı olacaktır. Öte yandan, denemek ve keşfetmek için fazla özgürlük alanının olması, sınırılar çok geniş ve kesinlikten yoksun oluşu da yetersiz kontrole yol açacağı için çocuğu davranışlarının sorumluluğunu almamaya itecektir. Alınan dengeli sınırlar ise öğrenmeyi ve sorumluluk kazanmayı arttırır, işbirliğine yüreklendirir çünkü izlenmesi gereken yol çok açık ve nettir. Kendinden ne istendiğini biliyor, kurallara uymadığında neler olacağının farkındadır.

Demokratik yaklaşımla çizilmiş sınırlarda çocuklara seçenekler sunulmalı ve davranışlarının sonuçlarından ders almalarına izin verilmelidir. Cesaret vererek işbirliği artar ve çocuklar sorunlarını kendi başlarına çözebilirler, sorun çözme sürecine aktif olarak katılırlar. Çocuklara taşıyabilecekleri kadar güç ve kontrol verilmelidir. İşbirliği yapmayı, bağımsız olup sorumluluk alabilmeyi ve benlik kontrolünü öğreneceklerdir. Bu davranışların doğal sonucu olarak ise ebeveynlerin sınırlarının daha az test edilmesi ve ebeveynleri ciddiye alma davranışı otomatik olarak gelecektir. Bu doğrultuda ebeveynler de çocuk da kazanan taraf olacaktır.

Pınar KAVİ

Psikolog